DELİDEN SON BURHANLAR
İŞLERİ OTOMATİĞE BAĞLAMAK
MUTLULUĞUN YAŞANDIĞI CUMARTESİ

Dostlarım;
Bu yazıma başlık aradım durdum. Daha da başlıklar var ama okuduktan sonra siz seçin.
Bir cumartesi düşünün, özgürlüklere kavuşmuş insanlar ve yakınları kahvaltı masasında. Piknikler düşünülüyor, programlar yapılıyor birlikteliğin tadını çıkartmak adına.
10 temmuz 2009 Yargıtay içtihat yayınlaması olayı nedir ?
Karşılıkız çek ‘e hapis cezası verilmesinin nedeninin çek karşılığı kredileri korumak ve cezacı doktrinlerde kalmak olduğunu gördük.
1.ocak.2009 itibariyle TCK ile uyumu yapılmayan Çek Yasasının geçersiz olduğunu biliyoruz. Bizim iddiamız değildir. Adem Sözüer ortaya atmıştır. Her hukukcu aynı görüştedir. Bazı mahkemelerde buna uygun kararlar vermiştir.
Her hukukcu aynı görüştedir sözünü açalım. Karşılıksız çekde ceza olmasını istemek ayrı bir olaydır. Uyumsuzluk nedeniyle yasanın geçersiz olduğunu kabul etmek ayrı bir olaydır.
Kanunu kalmayan cezaların düşmesi için yargıtay kararı gerekmektedir. Yargıtay emsal kararı olmadan ceza verende haklıdır, ceza vermeyende haklıdır.
Burada kritik konu, psikolojidir. Politik değer kaybı istenmemektedir. Borçlu sayısı kadar alacaklı vardır. Alacaklınında korunacağı çözümler yaratmak siyasete uygun bir söylemdir.
Bu noktada Yargıtay kritik önem taşımaktadır. Kanun boşluğu nedeniyle yargıtayın bir içtihat yayınlaması gerekiyor. Bunu 2.ocakda yapabilirdi. Bekleyen 75.000 dosya var ise üç yıl sonrada yapabilir. Kimsede itiraz edemez.
Yargıtay olumlu bir içtihat yayınlayacaktır. Buna inanıyorum. Hukuksal tespitlerimi yapmıştım. Eski kararlarda buna vurgular var. Doğrusuda bu.
Yargıtay bu içtihadı, yeni yasadan önce yayınlarsa ne olur ? piyasadaki tüm çekler, vadesini bekleyen çekler cezasız kalır. Cezalarda ısrar edilmesinin nedeni ne ise, kimler istiyor ve kalıyor ise onlar boşta kalır. Bu olur mu? ben sanmıyorum. Hukuksal bir temeli olmasada söylediğimin gördüğüm budur. Yargıtay olumlu bir içtihat yayınlayacaktır. Bunuda yeni çek yasası meclisden çıktığı gün yapacaktır. Derinlemesine inceleyen bir hukukcu varolan davalar için kurtuluş (en azından itiraz) koşulları bulacaktır.(?bu hususa dikkat –b.işcan)
Peki bu işin zamanı nedir ? tamamen sosyal nedenler ile düşünüyorum. İçtihat ve yeni yasa sonucunda 2009 öncesi karşılıksız çek suçları cezasız kaldı denilse kimse itiraz etmez. Alacaklıların yeniden şikayet edeceği düşünürsek altı aylık süre vardır. Altı ay 1.temmuz.2009 da biter.
1.temmuz tarihi önemlidir. Meclis tatili de başlar. Bu tarihe kadar çek yasasının çıkma olasılığı büyüktür.
1.ağustos tarihide önemlidir. Adli tatil başlar. Adli tatilde karar verilemez mi? elbetteki verilir. Ama istisna olur.
Çek yasası taslağı, bir mini affı barındırmaktadır. Bu gerçektir. Derinlemesine inceleyen bir hukukcu varolan davalar için kurtuluş (en azından itiraz) koşulları bulacaktır.
Herşey iyi güzel, peki yasa niye 1.temmuz ‘a çıkmadı ? Yasanın çıkamama nedeni, tepkilerdir. Yargıtay başkanının tarihi çıkışı vardır.
Yasa bu hafta çıkarmı ? Alelacele çıkacak bu yasadan bir şey beklenir mi ?
Yasa; Ağustos ‘da ek bir oturum ile görüşülebilir. Bu durumda artık sihirli ve zararsız 2009 öncesi düştü sözü etkisizdir. Bu durumda yasada görülür bir iyileşme beklenmelidir. Adli tatilide düşünmek gerekiyor.
Temmuz ayında yargıtay bir içtihat yayınlayabilirmi ? Yayınlayabilir. Olumlu içtihat yayınlarsa, meclis ilk fırsatda yasayı çıkartmak zorunda kalır. Ayrıma dikkat etmek gerekir. Yargıtaydan sonra çıkacak bir çek yasasında iyileşme görüleceğini sanmıyorum. (wordpress- karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler blog admini)
Alelacele çıkacak bu yasadan bir şey beklenir mi ?
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren temel ceza kanunları olan Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kabahatler Kanunu eskiye göre çok önemli değişiklik ve yenilikler getirmiştir. 765 sayılı TCK’nın 10. maddesinin aksine 5237 sayılı TCK’nın 5. maddesinde “Bu Kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağının” belirtilmesi ve yüzü aşkın özel ceza kanununda cezanın ertelenmesi, paraya çevrilmesi, iştirak, teşebbüs, tekerrür, müsadere gibi ceza hukukunun genel hükümlerine aykırı hususları içermesi karşısında gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar 5. maddenin yürürlük tarihi askıya alınmış, iki yılı bulan bir çalışma sonucu özel ceza yasalarının büyük bölümü elden geçirilerek 5237 sayılı TCK, Kabahatler Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile uyumlu hale getirilmeye çalışılmıştır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.(LEHE KARAR VEREN MAHKEMELERDEN)
• Burhan İŞCAN ‘ın komisyon üyeleri ile konuşmalarını hatırlayınız.
• Yargıtay ın açıklamalarını hatırlayınız.
• Burhan İŞCAN ‘ın söylediklerini hatırlayınız. 1.000 kişi gidersek yasa çıkacak. Bunu o söylemedi. Yol gösterildi (admin)
Üç yıldır çıkmayan yasanın ağır faturası:
Türkiye`de son iki yıldır yaşanan ekonomik durgunluk, karşılıksız çek sayısını patlattı. Satış sıkıntısı yaşayan tüccar ve esnaf, şimdi de sattığı malın parasını tahsil edememe sıkıntısı çekiyor. Piyasada 3.000.000 karşılıksız çek
“Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 13,8 küçüldü. EN AĞIR DARBE TİCARETE
Adalet S.O.S veriyor
Rekor dosya sayısı, hukuk sisteminin belini büktü. Ortalama yargılama süresi 241 güne, bir hakimin baktığı dava sayısı 852′ye ulaşınca adalet yavaşladı. Yargı tıkanınca, hapistekilerin sayısı 112 bine yükseldi. 40 bin 383 tutuklu ise yargılanmak için gün sayıyor.
Yargı reformu Türkiye’nin AB ve BM’ye taahhüdü
Tartışmaların odağındaki yargı reformu, 2004′te AB’den müzakere tarihi alan Türkiye’nin en önemli taahhütleri arasında bulunuyor. Düzenleme, Gül’ün de imzasını taşıyan ve 4 yıl içinde yapılacak değişiklikleri kapsayan 2009 yılı Ulusal Programı’nın en önemli maddelerinden. Askerlerin askerî disiplin suçları dışında sivil mahkemelerde yargılanması; Türkiye ve AB arasında 2008-2006′daki iki katılım ortaklığı belgesinde; istişarî ziyaret raporlarında, ilerleme raporlarında ve 2008 Ulusal Program’da defalarca akit altına alınmış. Yine AİHM’nin birçok kararı ile BM’nin 2005 ve 1984 tarihli iki komite raporunda, Tür- kiye’ye bu konuda düzenleme yapma- sı çağrısında bulunuluyor. Uzmanlara göre; değişiklikten geri adım demokratikleşmeden taviz anlamına gelecek.
VERSO Araştırma Şirketi’nin sahibi araştırmacı Erhan Göksel, Ekim 2009’da ikinci büyük bir kriz dalgasının geldiğini belirterek, iktidarın bu krizi kaldıramayacağı için 2010’un ilk çeyreğinde baskın erken seçime gitmek zorunda kalacağını öne sürdü.
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında 2010’a kadar yatırım yapacak firmalara sağlanacak bölgesel ve sektörel destekleri içeren yeni tevşik sistemi masaya yatırıldı.
Teşvik paketine bu hafta içinde son şeklinin verileceği bildirildi.
EKK toplantısı, dün Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya, Devlet Bakanları Zafer Çağlayan ve Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de katıldı.
Yapılan açıklamada, toplantıda, bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin uygulanmasına yönelik Bakanlar Kurulu Kararname Taslağı’nın gözden geçirildiği ve taslağın nihai hale getirilmesine yönelik çalışmaların hafta içinde bitirilmesi konusunda ilgili kurumların görevlendirildiği kaydedildi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıklamaları ile gündeme gelen, ekonomi yönetiminin ‘IMF’siz programının’ ayrıntıları netleşti. Ankara’nın IMF’siz planına göre, temmuz ayında da IMF ile stand-by anlaşması konusunda bir ilerleme sağlanamazsa, stand-by seçeneği askıya alınarak, IMF’siz bir program için düğmeye basılacak. Temmuz başında, yüzde 4.5-5’lik küçülme baz alınarak hazırlanan 3 yıllık program açıklanacak. IMF anlaşması olmadan program uygulanmaya başlanacak.


KOKLADIĞIM HAVA

Adalet Komisyon Başkanı Sayın İyimaya ile 17 haziran görüşmemden çıkardığım sonucu size aktarmıştım. Onun için sizi birlikteliğe çağırmıştım.
Ayrıca benim; “çek mağdurları yüksek yargı ile hükümetin çekişmesinin de mağduru olmamalı” yazımla, Sayın Av. Rahmi Ofluoğlunun “hükümetin çıkmazı” yazısını hatırlayınız. Bütün bunlardan sonra şu kanıya varabiliriz. Her şey hazır. Hazır olmayan bankaların sorumluluk almaya yanaşmaması. Hükümet bankalara boyun bükmektedir. Çıkmazdadır. Zira haklı olduğumuz hükümetin ve hükümet partisinin her milletvekili tarafından bilinmektedir. Ortada oynanan oyun zaman kazanma adınadır. Ya at ölür, ya padişah ölür, yada ben mantığı vardır. Fakat bizim zamanımız yoktur. Bu da bilinmekte ve bizden lobi oluşturma beklenmektedir. Basın önünde trajik sahneler yaratmamız beklenmektedir. Böylece hükümet bankalara “kardeşim bakın benim başka çarem yok, gelin artık anlaşalım” diyecektir.

YA DA YARGITAY EMRİVAKİ YAPACAK


Görüştüğüm avukatlardan edindiğim intiba bu olasılığın % 80 oranında şansı olması. İhtimal ihtimaldir. Bu olasılığın olması halinde meclisin 15 temmuzda toplanacağı bir başka duyumum. Toplanıp yasayı çıkarmanın mecburiyet olduğu bildirilecek.
DOSTLARIM ; BU TAHMİNLER VE DUYUMLAR GERÇEK OLMAYABİLİR. BİR GERÇEK VARDIR Kİ , BUNLARIN GERÇEK OLABİLECEĞİNİ DE GÖZE ALIP ISKALAMAMAK.
HÜKÜMET YENİ YASA ÇIKARMAK İSTİYORMU? ÇEK OLGUSU VE YASALARI TÜMDEN ORTADAN KALDIRILACAKMI?
SAYGILARIMLA

BURHAN İŞCAN